Cehenneme Giden Yol İyi Niyet Taşlarıyla Örülüdür.

12/4/2009 - Mecburen

                            TAŞINDIM :(

 

                     www.esriksevi.blogspot.com

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/4/2009 - Nisan


                                                                               *2006 Bremerhaven/Doğum Günüm


Bugün benim doğum günüm…

 

Bahar geldi, bahar çocuğuyum ben. Yavaş yavaş yorganlardan pikeye döneceğimiz zamanların başlangıcı.

Tüm yüreklerin kıpır kıpır olduğu,yegane zamanlar! 

 

Kaç doğum günü devirdim sevdiklerime yakın, sevdiklerime uzak, başka kentlerde, başka ülkelerde.

 

Kendi anadilimle ve bazen de bana  ait olmayan  bir dille “Mutlu Yıllar” dilediler.

 

“Pastanı keserken dilek tutmayı unutma”diye seslenen dostlarım oldu.

 

Her keresinde başka şeyler diledim.

 

Dostlarıma dair, her cümle başına konan “İyi ki” lerim oldu.

 

Ağladığımda oldu, kahkaha attığımda oldu, kestiğim pastanın ilk diliminin boğazımda düğüm düğüm kaldığı da oldu.

 

Zaman inanılmaz hızlı, her şey bir anda değişebiliyor.

 

Gözlerimin etrafındaki çizgilerden anlıyorum artık, hızla büyüdüğümü ve hiçbir şeyi geriye saramayacağımı.

 

 Bilmiyorum yeni yaşım bana neler getirir, neler götürür…

 

Yağmur hızla yağıyor,ben bu satırları dar zamanlarda hızlı hızlı yazmaya çalışırken…

 

Bahar yağmurlarını severim zaten ben.

 

                    *                                  *                               *

 

 Bu yıl bir pastam olacaksa eğer ve ben onu üflemek zorunda kalırsam kendim için dileyeceğim iki şey var her şeyden önemli olan.

 

Güç ve Sabır…

 

 

                                                                         Duygu/Sal

*Fotoğrafın çekildiği tarih

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/4/2009 - Duygu ve Mare'ye Dairler...






 

Sevdiğim

Dedi ki bana

Sen bana lazımsın

Onun için kolluyorum kendimi

Yoluma dikkat ediyorum ve;

Korkuyorum her yağmur damlasından

Beni ezecek diye.

 

Bertolt Brecht

 

 

 

                *                              *                             *

 

Bir var bir yok Mare…

Son bir haftadır benimle. Mare hüzünlüdür, mağrurdur, öyle kolay kolay açmaz yüreğini kimselere.

 

“Çok meşgulsün sanırım bu sıralar” dedim,

Herkes yüreği kadar meşgul.”dedi.

Hoşuma gitti, bir kitaptan mı yoksa senden mi bu sözcükler diye sormadım, O çok soru sorulmasını sevmez ve sormaz da.

 

Yüktür, her zaman onun için yanıt bekleyen sorular.

 

“Sıkıştım,

Yine ağır ve yorucu günler devrediyorum ertesi günlere…”dedi.

 

Farkındayım, yüreği o kadar ağlamış ki, silmekten sıkılmış, yine çelme takmışlar en gülümseyen zamanında ayağına, düşmüş yine, dizleri kanamış…

 

             *                                *                              *

 

Bana kayıplarını ve hüzünlerini verir misin?

 

Ferhat Uludere

 

            *                                 *                            *

 

“Sen güçlüsün.”dedim.

Herkes birbirine ne çok söylüyor son zamanlarda bunu.Herkes ne kolay kandırıyor, karşısındakini ve kendini.

İğrendim bir an kendimden.


Erkekler yaralı, sakat, tökezleyen kadınları daha çok seviyorlar, acıya daha dayanıklı oldukları için, "ne kadar güçlü,benden sonra da kaldığı yerden hatta sıfırdan başlar." diye düşündükleri için , ellerini uzatıyorlar, yerde dizleri kanayan kadınlara.

“ Ben güçlü falan değilim, eskidendi o.”dedi.

Hayatı sıfırlayacak yaşta değildi doğru, eskisi kadar cesur değildi, doğru.

 

 

 *                                                *                                                     *

 

Ona kötü bir şey olsun istedim,

Bana aşık olsun istedim.

 

Lale Müldür

 

*                                             *                                                    *

 

“Zor artık, haklısın, onca yaşanmışlık, onca hayal kırıklığından sonra sıfırlamak zor.”dedim.

Sustum,

Sustu.

Kapadokya ‘ ya gidiyorum yarın, seminerim var 3 gün, gitmeden bişeyler yazmak istedim, sanırım bu konuştuklarımızı yazar giderim.”dedim.

 

“Sen bilirsin.”dedi.

 

Sevgiliyle balayına gitmiştim ben, çok kez gittiğim Kapadokya’ ya ilk kez gidiyormuş gibi. Sonra Ankara ‘ ya.

 

Nisan sonuna doğru  bir seminerim daha olduğunu, bu kez de …

“neyse”dedim.

 

*                                                   *                                                          *

 

Her şey , herkes için değildir oysa

Kimi hiçbir şey öğrenemez  karanlıktan

Yalnızlığı kullanmayı bilmez kimi

Kimi ayrılamaz karanlıktan

Yağmur herkese yağar

Ama çok az insan tutar yağmurun ellerini

Onca şarkı,onca film,onca roman

Ama sevmeye yetmez herkesin kalbi

Çığ altında kalan, sele kapılan

Aşktan  ve acıdan  ölen

Birkaç kişi dünyayı başka bir yer yapmaya yeter

Aslında onların hikayesidir anlatılan

Diğerleri dinler,seyreder,geçer gider

Geçer gider herkes

 

HİKAYELERDİR GERİYE KALAN.

 

Murathan Mungan

 

 

*                                                    *                                                  *

 

 

 

“Yazıyorsun hala, hala biriktiyorsun.”dedi.

“Yazıyorum hala, ama biriktirmiyorum artık!” dedim.

 

Eskiden kutularım vardı boy boy…

Defterlere, peçetelere alınmış notlar, yazdıklarım, bana yazılanlar, sinema,t iyatro,tren, uçak biletleri, kurumuş çiçekler ve daha neler neler…

 

Nerede hata yaptığını, sorgulamaktan yorulduğunu anlattı, cümlelerini tamamlayamayacak kadar yorgundu, her cümle yarım kaldı, üşüdü, ağzından çıkıp yere düşerken.

Seviyorum çok”dedi.

Durduğu ve başını önüne eğdiği yerde çok görmüşlüğüm vardı onu, ama ilk kez içi titriyordu.

Ve o yüzden zorlanıyordu,ve o yüzden gidemiyordu,ve o yüzden acısını bana bile anlatamıyordu.

 

Sırtını kimselere dönmek istemeyen, ama dönmek zorunda bırakılan benim zavallı Marem…

 

 

*                                                       *                                                 *

 

Giderayak olduğumu,giderayak olduğunu,giderayak olduğumuzu görünce gitmez olacağım.

Ne yılan, ne tavus, ne de elmaydı günah olan.

 

“Hesaptı.”

 

Cem Mumcu

 

 

*                                                           *                                                  *

 

Çareler çare olamayınca daralır tüm yürekler değil mi?

Çaresizliği  yürek paralayıcıydı.

Kalmakla gitmek arasında sıkışmış kalmıştı.

Ne git diyebiliyordum  ne de kal…

Seviyordu, çok.

Sevgisinin karşısında  çökmüş , kanayan dizlerine usul usul  pansuman yaparken  ağlıyordu.

 

 

*                                                         *                                            *

 

ne ağlarsın benim zülfü siyahım

Bu da gelir bu da geçer ağlama

Göklere erişti feryadım ahım

Bu da gelir bu da geçer ağlama

Bir gülün çevresi dikendir hardır

Bülbül har elinden ah ile zardır

Ne de olsa kışın sonu bahardır

Bu da gelir bu da geçer ağlama

Aşık Daimi Tercan

 

 

*                                                        *                                               *

 

Acıya dayanıklı sanırdım ben onu , anladım ki acıya dayanacak gücü kalmamış.

Yemeden içmeden kesilmiştir,gözlerini açsa bir türlü kapatsa bir türlüdür şimdi , elini ayağını koyacak yer bulamıyordur, o dargın kalamaz,dayanamaz, daha çok susmuştur.

“Cinsiyeti vardı bu aşkın”dedi.

 

İçim ürperdi.

 

Her sabah onunla uyandığı için Tanrıya şükrettiğini söyledi.

Yalnız uyanamazdı bundan sonra.

Uyanırdı uyanmasına da gülümsemezdi artık kendine bile, değil ki bir başkasına.

 

Her şey bu kadar yalan dolan olmuşken, her şey bu kadar yapayken, herkes bu kadar kindar ve nefret doluyken  o nasıl bu kadar aşıktı hala ilk günkü gibi.şaşırdım.

 

Aşk, hepimizin zamanlı ya da zamansız kapısını çalar,ben geldim,içeri alsan da almasan da  gireceğim der, pazarlık etmez, fütursuzdur, ukaladır.

Ama hepimiz biliriz ki bir zaman sonra sessiz sedasız çeker gider. Kapıyı açık bırakır ki giderken ,Sevgi kapıda beklemesin.

 

“Mare, sen bunca zaman nasıl aşık kalabildin,  nasıl bu kadar sevdin,nasıl başardın,nasıl inandın ve nasıl yenildin?”

 

Demiştim ya ;

 

Mare, soru sormaz, soru sorulmasını sevmez.

 

Sordum.

 

Yüktür her zaman onun için yanıt bekleyen sorular.

 

Yanıtsız kaldım.

 

                                                                                                                   
 
*                                           *                                              *

 

 

“….hep olduğu gibi yine denk gelmemişti Mare'nin zarları.”

 

 

                                Duygu/Sal

 

Görüşmek üzere.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/4/2009 - Bir KEZ!







Bir kez damarlarında  adrenalin dolaşmaya başladıktan sonra,

 

Bir kez taşlara elini sürdüğünde,

 

Bir kez sınırı  geçtiğinde,

 

Geri dönüş yolu kapanmıştır.

 

                                  Stefan Zweig

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

BÜYÜMÜŞ AMA HALA KÜÇÜK KALMAKTA DİRENEN İKİ KIZIN DÜNYASIDIR SPONTAN VE SAYDAM DUYGU & DEMET

Kategoriler

Arkadaşlarım

yalinca
beyaztuval
dreamtraum
menenjitli
birguzelciftiz
herkesspolyanna



A lavandeira da noite - Carlos Nuñez, Noa (Achinoam Nini), Vicente Amigo & John Reynolds